İş fikrini destekleyecek yatırımcı aranıyor… !!!

3 Eki

Dragons’ Den

İş fikirlerini ürüne dönüştüren girişimcileri, işi büyütmek için finansman güvencesi sağlayacak  “ejderha”larla ortaklık şansını yakalamaları için biraraya getirmeyi hedefleyen program 10 yıla yakın bir süredir İngiltere’de yayınlanmakta.

Sunulan ürünler için girişimciler, yatırımcıların tüm sorularını cevaplıyor. Cevaplar doğru, gerçek ve tutarlı olmalı. Orada henüz fikir aşamasındaki bir proje sunulmuyor, yapılmış bir işi için sermaye arttırımı talep ediliyor. Ejderhalar ise ürünün yatırım riski almaya değip değmeyeceğini değerlendiriyorlar.     

  • Tüketicinin ihtiyacı açısından pazarın cevabı ne olabilir?
  • Hitap ettiği pazarın potansiyeli ne seviyede? Pazarın potansiyelini anlamak için yapılmış pazar araştırmaları var mı?
  • Piyasaya sürüldüğünden bu yana kaç parça satıldı? Kaç yerden ürününü piyasaya sürdü, nerelerde satışa çıktı? Stok talep seviyesi ne durumda?
  • Yatırım için biçilen değerin dayandığı temeller  neler? Yıllık ciro ne kadar?  kâr oranı ne? 3 yıllık öngörü nedir?
  • Eğer ürün benzersiz bir ilk ise patent ve fikrî hakları koruma altına alınmış mı?
  • Yatırım için istenen miktar nerelere harcanacak? Halkla ilişkiler, pazarlama, reklam, ticari fuarlarda yer alma, işletme maliyetleri, … vb dağılı nasıl?
  • Yatırmcının kariyer geçmişi ne?

…….. vb sorularla yatırımcılar ürünü, girişimciyi ve yatırım için sebebi sorguluyorlar.

 

Yeniler için proje ders notları gibi …

Programın İngiltere versiyonunu seyrettiğimde, “işadamının bakışı ve işle gerçekte uğraştığında karşına cıkacak soru-n-lardan bunlarmış” dediğim bir program oldu. İşte bu açıdan program benim için vaka çalışması tadında. Girişimcilerin cin fikirlerinin nasıl da ürüne ve bir “iş”e dönüştüğünü gözlemliyorsunuz. Bu heyecana karşılık yatırımcıların sordukları temel sorular ile “heyecanlı düşleri” bir kenara bırakıp “gerçeklerle yüzleşiyor”sunuz. Yatırımcılar itiraz ettiklerinde bunun dayanak noktalarını açıklıyor. Olayı sadece kârlılık açısından değil, reklam ve pazarlama-satış sistematiği-dağıtım organizasyonu-bir şirket olmanın tüm yapıtaşları açısından da sorguluyor. Sadece ürünü değil ürünün gelişim şartlarını ve potansiyellerini de inceliyorlar.

Yerli versiyonu ise, sadece ürün odaklı olup bitmiş ürüne para veririm, kârına ortak olur şirketinin %50den fazlasına da el koyarım mantığında yaklaşılıyor. Herhangi bir fikirsel destek ya da geliştirmeye dönük bir öneri yok. Girişimcilerin pek çoğu hazırlıksız ve doğru düzgün araştırma-fizibilite-öngörü-… yapmamış. Sadece hayallerine kapılıp tek bir fikir üzerinden ilerliyor, mucitlikleri güzel ancak ana işi desteleyecek yan fikirler yok.

Ejderlerden biri diyor ki; “benim girdiğim sektörde bariyer yüksektir, benim girdiğim sektör özellikli ve bana münhasır olmalı, benim girdiğim sektörde patent değeri olan birşeyler olmalı, benim felsefeme prensiplerime aykırı olduğu için ben yokum” … gibi –birebir aynı olmayabilir– cümleler sarfediliyor. Bir diğer ejder ise “gelişecek bir pazar, rakipler artacak, gelecek var ancak benim gireceğim bir alan değil, benim için yeni bir alan buna ayrıca vakit ayıramam” diyor. Ötekisi de hemen dizdiriyor “benim ilgilendiğim sektör değil” … İngiltere versiyonunda da girişimciler redediliyor ancak hiçbirinde ürün gerçekten iyi ve gelecek vadediyorken “Ben bu sektöre girmeye hazır değilim” gibi bir cevap vermiyorlar. Burada yatırımcıların bildikleri yerlerden çıkmışsa ürünler dinleniyor gerisi tamamen alaşağı ediliyor. Yatırıma evet diyenlerin beklentisi ise 2-3 yıl içinde ürünün maksimize kârını eline almak.

Ortaklık kültüründeki az gelişmişlik, hisse payındaki yüzdesel düşüş ile hukuk güvencesinin ters orantılı olması, fikri hakların pek de ciddiye alınmadığı, bankacılık sisteminin genellikle teminat karşılığı kredi verdiği bir ortamda, “uçuk fikirleri”  güvence altına almaları için yatırımcıların seçici davranmasında çok da yanlış birşey yok. 

Haksızlık etmeyelim; İngiltere formatında da girişimcilerin uçuk-kaçık ürünleri ile dalga geçiliyor, ya da saçma taleplerle gelmiş olan girişimcilere ince ayar çekiliyor. Ejderlerden biri yerin dibine geçiriyorsa -ve evet girişimci bunu haketmişse çok acımasızlar- diğerleri daha yumuşak(!) yaklaşıyor.

Sosyal mecrada Dragons’ Den için pek çok yorum-eleştiri-beğeni dağınık bir şekilde yer alıyor, bazısı ise bir diğerinin çok benzeri. Biryerden sonra okumaktan sıkılıyorum, çünkü tıkladığım linkte karşıma çıkacak  olan şey bir önceki ile aynı şey mi yoksa başka şey mi … muamma. Bunlardan belirgin bir şekilde sıyrılan FİKİR ATÖLYESİ‘ni takip etmenizi öneririm. Hem Tunç’un bilgi, tecrübe ve yaklaşımını hem de orada toplaşan enteresan yorumları okumanızı şiddetle tavsiye ederim.  http://www.fikiratolyesi.com/2010/08/13/dragons-den-turkiye-yaratici-is-fikirleri-icin-bir-firsat-mi/

İyisi mi, siz de FİKİR ATÖLYESİ‘nin ziyaretçisi olun..  🙂

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: